YAZ REHAVETİ !
Yaz gelince bütün işlerde, uğraşlarda gizli açık bir rölanti başlar. Kamu özel bütün işyerlerinde herşeyin tıkır tıkır işlediği sanılır ama yine de sıcağın etkisiyle bir performans düşüklüğü olduğu bir gerçektir. Dolayısıyle yazma çizme işleri de yaz rehavetinden nasibını alır. Kış aylarında rahatça yazı yazacak sakin bir köşe bulmak için yazın gelmesini ve balkonlarda şöyle çayımı içerek, ağız tadıyla yazmayı düşleyen ben bile planladığım performansın henüz dörtte birine bile ulaşmış değilim.
Yazmayı daha çok gece saatlerinde tercih ettiğim için saat dokuzda olan akşam, yemek falan derken saat 11'e dayanıyor ve bu defa uyku gündeme geliyor. Tabii olan da bizim kitap projesine oluyor ve bölümler milim milim ilerliyor. Hoş benim kitabı bitirmemi dört gözle bekleyen kimse yok ama böyle geride kalmak beni rahatsız ediyor. Mayıs 2010'da bitirip teslim ettiğim- üstelik sipariş üzerine- Yıldırım Beyazıt biyografisinin hala basılmayı beklediğini düşünürsek kitabımı bitirmemi benden başka iplemeyen olduğu oldukça açık.
Ah şu mürekkep yalamak, ah şu tutku yok mu, beni belki de boş şeylerin kölesi yapıyor. Bir zamanlar rahmetli pederin dediği gibi boş şeylerle uğraşıyorum. Ya da yeteneksiz olduğumu bir türlü kabul edemeyip kitap yazdığımı sanıyorum. Acaba dönsem mi bu aşkın şafağından?
Oh, hayır dönemem. Çelebiler otursun haremlerde kışlasın. Tutkunun ve hayal gücünün sefer yolları beni bekliyor!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder