Sayfalar

27 Haziran 2010 Pazar

HAFTANIN YAZISI

NUH GÖNÜLTAŞ'IN YAZISI ÜZERİNE

Hunhar terör örgütü PKK'nın eylem tavanı yapması üzerine her kafadan bir ses çıkmaya, ağzı olan konuşmaya başladı. Bunlardan biri de Bugün gazetesinde yazan Nuh Gönültaş bey... Hazret '' Vatan sağ olsun elbette ama çocuklarımız da sağ olsun. Onlarsız ben bu vatanı ne yapayım! '' diye buyurmuş.
Yani Nuh beye göre Çanakkale'de gencecik yaşta toprağa düşen Mehmetçikler boşuna ölmüşler. Çünkü aileleri onlarsız vatanı ne yapmış? Bu anlayışa göre yarın düşman sınırlara dayanınca evlatlarımız öleceğine düşmana buyur gel demeliyiz. Evlatlarımız tek sağ olsun da düşman çizmesi altında yaşar, onlarla işbirliği yaparak geçinip gideriz.
Sokaktaki adam neyse ne de önemli gazetelerde sütünları işgal edenlerin böyle düşünmesi hayra alamet değil. Bir zamanlar Balkanları da Ortadoğu'yu da böyle kaybettik. Sıra Güney Doğu'ya geldi galiba?

HAFTANIN YAZISI

NUH GÖNÜLTAŞ'IN YAZISI ÜZERİNE

Hunhar terör örgütü PKK'nın eylem tavanı yapması üzerine her kafadan bir ses çıkmaya, ağzı olan konuşmaya başladı. Bunlardan biri de Bugün de yazan Nuh Gönültaş bey... Hazret '' Vatan sağ olsun elbette ama çocuklarımız da sağ olsun. Onlarsız ben bu vatanı ne yapayım! '' diye buyurmuş.
Yani Nuh beye göre Çanakkale'de gencecik yaşta toprağa düşen Mehmetçikler boşuna ölmüşler. Çünkü aileleri onlarsız vatanı ne yapmış? Bu anlayışa göre yarın düşman sınırlara dayanınca evlatlarımız öleceğine düşmana buyur gel demeliyiz. Evlatlarımız tek sağ olsun da düşman çizmesi altında yaşar, onlarla işbirliği yaparak geçinip gideriz.
sokaktaki adam neyse ne de önemli gazetelerde sütünları işgal edenlerin çoğalması hayra alamet değil. Bir

15 Haziran 2010 Salı

HAFTANIN YAZISI

BELLİ ELLERDE DOLAŞAN EDEBİYAT

Bazı eski tüfekler haklıydı galiba? Sermayenin, zenginliğin hep belli ellerde dolaşması, bir türlü tabana inmemesi gibi aynen güzel sanatlar da tabana inemiyor, belli ellerde dolaşan bir meta gibi sanki.
Dün müzikte olan şey yani sermaye sahiplerinin veya çeşitli yollarla onların sponsorluğunu elde edenlerin ünlü bir müzisyen( şarkıcı, türkücü veya popçu) olması gibi bugün edebiyatta da aynı şeyler yaşanıyor.
Tıpkı müzikte olduğu gibi Emel Sayınları, İbrahim Tatlısesleri cebinden çıkarabilecek nice yetenek müzik dünyasının semtine bile uğrayamazken şimdi de edebiyatta nice yetenek kısa zamanda '' lanet olsun!'' deyip yazmaya küsüyor, kalemini çok erken emekli edip kaybolup gidiyor.
Her zaman böyle miydi bilmiyorum.21.yüzyılın başlarında Türk edebiyatı sayısı yüzü geçmeyen yazar çizer takımının etrafında dönüp duran bir menfaat çarkı gibi. Siz ne kadar yetenekli olursanız olun bu çarka girmeyi başaramazsanız boşuna kürek sallamayın. Yol yakınken dönün bu aşkın şafağından. Göz nurunuzu, beyninizi eritip durmayın. Koltuğunuzda kitap dosyası; yayınevi yayınevi sokakları arşınlamayın. Bırakın herşeyi bu yüz kişi yazsın. Koskoca Türk Edebiyatı'nı onlar temsil etsin.
Siz de onların kitaplarını gücünüz yeterse kitapçılardan, yetmezse işportadan alıp okuyun. Hem böylesi çok daha kolay değil mi? Neden kendinize yazık ediyorsunuz?

10 Haziran 2010 Perşembe

CANDAN BİR DOSTUN KAYBI

Bu haftadaki yazımı artık kokularını kaybeden hanımelilerden sonra gece ve gündüzümüzü bir koku bayramına çevirmeye başlayan ıhlamurlara ayırmak isterdim ama iki gündür yaşadığım bir üzüntü buna engel oluyor.
İki yıldan fazladır çektiği amansız hastalıktan kurtulamayarak ( Her zaman genel kaidedir bu. Amansız hastalığın hiç kimseye aman verdiği görülmemiştir) vefat eden çok değerli iş arkadaşım Esat için bir şeyler yazmak istiyorum.
Şimdiye kadar pek çok iş arkadaşım oldu ama onun gibisine pek az rastladım. Güleryüzlülüğü ve uyumluluğu eşsizdi. Çalışkanlılığına diyecek yoktu. Hele '' canım benim ''deyişime mest olurdunuz. Kimseyi kırmaz, kimseyle darılmazdı. Büyükle büyük, çocukla çocuk olurdu. Geçen yaz İzmir kampında hep beraber olduk. Bir kimseye kolay kolay ısınıp yaklaşamayan bizim Melih bile öz amcası gibi sevdi onu. Aramızda hiç unutulmayacak hatıralar oluştu. Değerli eşi ve kızıyla da tanıştık. Şimdi onlara bir başsağlığı bile dileyemedim. Çünkü adeta yerle bir olmuşlardı. Ne diyeyim? Ateş düştüğü yeri yakıyor.
Mezarlıktan çıkarken uzaktan arkadaşıma veda ettim ve onu Allah'a emanet ettim. İnşallah rabbim ona rahmetle nazar edecek ve o zor ve karanlık yerde yalnız bırakmayacaktır.