Sayfalar

16 Eylül 2010 Perşembe

HAFTANIN YAZISI

HÜKÜMET VE BDP GÖRÜŞMESİ ÜZERİNE

Hükümetin herşeye rağmen yasal bir parti olan BDP ile görüşmesinde hiçbir mahzur yok.Aslında bu parti PKK'nin görünen yüzü, meclisteki temsilcisi olmasına rağmen yine de mahzur yok. Ancak kuşku doğuran şey, kapalı kapılar arkasında yapılan ve içeriği pek açıklanmayan bu görüşmelerde hangi sözlerin, hangi tavizlerin verildiğidir. Akan kanı durduracağız söylemiyle PKK terör örgütünün isteklerinin hayata geçirilmesi milletin büyük çoğunluğunu derinden yaralar.Şimdiye kadar Ak Partiyi destekleyen büyük kitleler bu partiye öyle bir sırt döner ki 2002 seçimlerinde eski koalisyon ortaklarını sandığa gömen seçim hezimeti bu defa AKP'nin başına gelir. Bu tespiti öyle laf ola beri gele gibilerinden değil, ortalama seçmenin sağ duyusunu temsil eden '' ortalama bir vatandaş '' olarak yapıyorum. Hele hele yeni anayasa söylemiyle kimi çevrelerde dillendirilen '' federasyon '' fısıltıları sandıkta öyle bir meksika dalgalanması meydana getirir ki dillere destan olur. Bizden söylemesi. Ne de olsa dost acı söyler.

HAFTANIN YAZISI

HÜZNÜN KALBİ DURDU


Ramazan başlarıydı. Yazarlar Biriğinde verilen iftar sonrası dışarıda çay içerken karşılaşmıştık. Ayaküstü birkaç hoş beşten sonra Nevzat Bayhan onunla ilgili bir anekdot anlatmıştı. Merhum Türkiye Gazetesinde çalıştığı sıralarda odada İsa ve Mehdi beyler otururken muzip bir arkadaşları '' İsa burada, Mehdi burada Teccal nerede?'' diye sormuş ve tam o sırada kapı açılmış içeri Olcay Yazıcı girmişti. Hepimiz bu anekdota gülerken yandan Olcay'ın sesi gelmişti: '' Benim olmadığım mecliste...'' Sohbet sonunda herkes dağılırken beraberce Beyazıt'taki kitap fuarına yürümüştük. Fuarda dolaşırken bir kitabını almış ve ona imzalatmıştım. Onunla daha sık görüşme kararıyla ayrılırken ne bilirdim son defa görüştüğümüzü? Bir bayram dönüşü ecel onu otobüste yakalarken zihnimde eski hatıralar canlandı. Ta 1990'lı yıllarda İnsan ve Kainat dergisine kadar giden hatıralar...Şimdi üzüntüm odur ki böyle bir edebiyat dehasıyla ne kadar az görüşmüşüm. Böyle erken veda edeceğini bilseydim en azından bayramlarda aramaz mıydım?

Ne yazıkki insanın değeri onu yitirdikten sonra anlaşılıyor.

9 Eylül 2010 Perşembe

HAFTANIN YAZISI

BUGÜN BAYRAM

Evde tadilat dolayısıyla uzun bir zamandır haftanın yazısını yazamadım. Bugün elim tuşlara giderken konu için sıkıntı çekmeyeceğim. Konu tabiiki bayram. Ramazan bayramı...Yazın en sıcak aylarında tuttuğumuz bir aylık oruçtan ve yaşamış olduğumuz ulvi güzelliklerden sonra bayram da bir başka güzel. Gerçi bu bayram pek de iyi başlamadı. Şefersiz bir trafik teröristi arabanın hasar almasına yol açarak sabah sabah bayram neşemin içine etti. Dar bir yolda üstelik arkası da boşken geri gitmeyip benim aracı yandaki arabaya sürtmeme neden oldu. Aslında kabahat benim ya. Kapa kontağı öylece bekle. Nasılsa acelen yok .Ne herife yol veriyorsun. Derler ya : ne edersen kendine edersin. Şimdi vuruk araçla dolaşmak sıkıntısı bir yana kaskoyla uğraş, boyacıyla uğraş işin yoksa. Artık bu bana adam akıllı bir ders olsun. Ne idüğü belirsiz heriflere kolaylık gösterme. Önce kendini, kendi malını düşün. Neyse, derin bir nefes alalım ve herşeye rağmen bayram sevincini yaşamaya devam edelim. Çünkü bugün bayram...