SÜPER VARANGEL
Ali Bey yolsuzluktan çektiğini hiçbir şeyden çekmemişti. Yolsuzluk derken hısızlık- mırsızlık sanmayın. Böyle şeylerle, vergi vermek dışında devletle pek bir alış- verişi olmayan Ali Bey’in ne ilgisi olabilir? İşin doğrusu şu ki, oturduğu ev araba yoluna bir hayli uzak olduğu için uzun yıllardır yol hasreti çekiyordu. Vaktiyle rahmetli babası tarlalarını oğullarına pay ederken, yol kenarında bir yer değil, gözlerden ırak olmayı tercih etmiş, evini kuracağı yurtluğu da ıssız bir yerde kazmıştı. Gençliğinde bu durum fazla bir problem teşkil etmemişti. Hatta kafasını dinleyeceği bir konumda olduğu için hep şükretmişti bile. Laf aramızda, biraz da kıskanç olduğundan kem gözlerden ırak olmak işine de gelmişti hani.
Yıllar birbiri ardında geçip giderken çocuklar yoldan uzak bu evde büyümüşler, kışın karlarla boğuşarak, yazın da çay sepetlerini sırtlayarak kan ter içinde yola ulaşmaya çabalamışlardı.
Ancak yaş ilerleyip de hastalıklar birbiri ardında gelmeye başlayınca Ali Bey yolun ne demek olduğunu daha iyi anlamaya başlamıştı. Birkaç defa rahatsızlanıp oğullarının sırtında yola çıkarılmış, bir defasında da kar lapa lapa yağarken, binbir zorluk içinde yola ulaşmaları gecikmiş, yirmiye çıkan tansiyonla neredeyse beyin kanamasında öleyazmıştı.
İşin garibi şu ki, her şeye rağmen yolu eve kadar getirmek için pek fazla bir şey yapmıyordu. Karısı ve oğulları sıkıştırdıklarında da:
-Amcanız olacak o adamlar yol verir mi sanıyorsunuz?
Diyordu.
-Hele o deli durdu yok mu…
Diye ekliyordu yumruklarını sıkarak.
-Kaç defa iyilikle konuyu açtım kıyamet etti bana. Neymiş ? Evi yıkılırmış. Hay mezarlar evi olası! Şunu bilin ki, bu adam ölmeden biz yol mol görmeyiz.
Durmuş Ali Bey’in küçük kardeşiydi. Arazisi, Ali Bey’in evinin yukarısındaydı ve yolun eve kadar gelebilmesi için onun toprağından geçmesi gerekiyordu. Ancak en küçük kardeş olmasına rağmen bin bir bahane ileri sürerek yol vermek istemiyor, çok sıkışınca da bir hayli fazla para talep ediyordu. Gençliğinde uzun bir süre psikolojik hastalık geçirmiş, hastanelerde yatmıştı. Bir defa evlenip boşanmış, senelerdir yol kenarında yaptığı evinde yalnız yaşıyordu.
Günün birinde aslında iyi kazanan Ali Bey, yaya kalmaya son verip yeni model bir otomobil aldı. Arabasına gözü gibi bakmasına rağmen evinin bir hayli uzağında bırakıyor ve 15-20 dakika yürüyüp eve varabiliyordu. Bu durum onu bir hayli üzüyor :
-Şuraya bak, diyordu,
-Kardaş dedik bağrımıza bastık. Bize ufak bir yolu fazla gördüler. Araba aldık zevkine varamaz olduk.
Hele bir gün mahallenin yaramaz çocukları kaportayı boydan boya çizince iyice çileden çıktı. Durmuş’un evinin önünden geçerken hırsından deliye dönüyör, kapısına dayanıp gırtlağını sıkası geliyordu. Ancak adam hala ‘’ hasta ‘’ olduğundan iş çığırından çıkacak ya Ali Bey onu, ya da o Ali Bey’i öldürecekti.
Gerçi arabayı bıraktığı yerin sahibi ‘’ komşuluk hakkını ‘’ yerine getirmiş,
-Ali Bey, istersen arabaya kapalı bir yer yap. Koy içine, kapısını kilitle. Bizim için sorun değil, demişti. Ali Bey çocukluk arkadaşı komşuya teşekkür etmiş,
-Ben bu işi kökünden çözmeye karar verdim komşu,
diye cevap vermişti.
-Ya bu yol beni alacak, ya da ben yolu !
Hemen ertesi günü belediyeye koşmuş, ‘’ Mahalle içi yolları yapmak sizin vazifenizdir ‘’ teziyle yolu belediyeye yaptırmaya çalışmıştı. Ancak dağı- taşı yollarla donatan belediye ilgilileri daha işin başında yan çizmişlerdi :
-Biz ancak bir dozer veririz. Gerisi size ait.
Ali Bey yol istiyorsa ya kardeşini ikna edecek, ya da ‘’ istimlak parasını ‘’ yatırarak işi belediyeye bırakacaktı.
Belediye hiçbir şekilde dört milyarlık istimlak bedelini ödemeye yanaşmıyordu. Ali Bey ise hırsından köpürüyor:
-O arazide benim de hakkım var. Ne diye o deliye para kaptırayım ? Haracımı yedirmem ben ona, diye bağırıp çağırıyordu.
Bir Pazar sabahı aniden giyinip evden çıktı. Tatil günü olduğundan işe gidiyor olamazdı. Zaten günlük elbiselerini giymişti. ‘’ Herhalde arabaya bakmaya gidiyor ‘’ diye düşündü evdekiler. Halbuki Ali Bey çoktan planını yapmıştı. Yol işini halletmeye gidiyordu.
İlk iş olarak arabayı park ettiği yerin sahibi komşuya gitti. Avluda oturup uzun uzun konuştular. Ali Bey kalkarken yüzü gülüyordu. Anlaşılan ona da yaptığı planı kabul ettitmişti.
Ertesi gün arabanın park yerine iki kamyon kum- çakıl geldi. Bir kamyon da çimento ve demir. Gören koca bir apartman dikecek sanırdı. Halbuki o bambaşka bir şey yapmayı tasarlıyordu. Tabii işin esas zorluğu bunca malzemenin yarısının karşıya, evinin yanına taşınacak olmasıydı. Ancak hemen kurulan küçük bir varangel bu işi çabucak halletti. Birkaç günde malzemenin yarısı karşıya çekildi. Ardından da hemen inşaata girişilmiş, ne işe yarıyacağı bilinmeyen iki beton kazık Karşı beri yükselmeye başlamıştı.
Kuleler bitince karşıdan karşıya kalınca iki demir tel çekildi. Kulelere sıkıca bağlanan ve ağırlık testinden geçirilen çelik tellere makara üzerinde kayan büyük bir varangel platformu yerleştirildi. Ancak bu bildiğimiz varangellere benzemiyordu. Bir kere çok büyüktü ve tek bir tel üzerinde değil birbirine paralel iki tel üzerinde kayacaktı.
Derken kılavuz tel ve elektrikli makine aksamı da yerleştirilince ‘’ süper varangel ‘’ hazır hale geldi. Uzun zamandır varangelin yapılışını izleyen mahalle halkı şimdi iyice meraklanmıştı. Ali Bey bu dev aletle acaba ne taşıyacaktı ? Derken muzip birisi :
- Ula, Ali Bey arabasını koymasın bu koca alamete !
diye bir laf edince ‘’ Haydı canım sende… ‘’ diye tersledi millet. Ne var ki, birkaç gün sonra fena mahçup olacaklardı. Nitekim bir gün akşama doğru işinden gelen Ali Bey, varangel kulesinin hemen dibinde bekleyen platforma sürdü arabasını. Otomobil iyice platformuna yerleşince karşıya verilen işaretle ‘’ süper varangel ‘’ çalışmaya başladı. Çevreden seyre dalan yüzlerce çift gözün meraklı ve heyecanlı bakışları altında eve doğru süzüldü. Tabii sistemin altına rastlayan yerlerde dolaşanlar ‘’ ne olur ne olmaz ‘’ diye kenarlara kaçışmışlardı.
Varangel platformu sonunda evin yanına vardı ve yürekleri ağzında bekleyen onca insan bir ‘’ oh ‘’ çektiler.
Ali Bey sonunda istediğini almış, havadan getirerek arabasını evinin yanına parketmeyi başarmıştı.
‘’ Süper varangelin ‘’ ünü çok çabuk yayıldı. Önce bir mahalli televizyon, ardındanda yurt çapında yayın yapan bütün belli başlı kanallar bu ‘’ inanılmaz buluşu ‘’ çekmeye geldiler. Ali Bey’le ropörtajlar yaptılar. Bu arada yol meselesi de sık sık gündeme geldi. Belediyenin istimlak parası yüzünden yolu yapmadığını duymayan kalmadı.
Sonunda kamuoyu baskısına dayanamayan belediye pürüzleri hallederek alelacele yolu yaptı. Üstelik ta aşağıya, vadiden geçen büyük asfalta bağladı. Ve bir güzel de betonladı.
Ali Bey’in süper varangeli kullanmasına gerek kalmamıştı artık. Platform kaldırılmış, makine aksamı sökülmüştü. Ancak kuleler ve çelik teller aynen kaldı. Daha uzun bir süre insanların ilgisini çekecek ve akıllara o garip yol hikayesini getirecekti
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder