Sayfalar

17 Ağustos 2010 Salı

HAFTANIN YAZISI

SICAK...ÇOK SICAK...

Son 20-25 gündür inanılmaz bir sıcakla kavrulup duruyoruz. Erken saatlerden akşam saatlerine kadar bunaltan, kıvrandıran, çıldırtan bir sıcak dalgası her tarafa hakim. Gündüz böyle de gece iyi mi? Gün boyu böyle bir sıcağı emen evler buram buram terletiyor, uykuyu haram ediyor. Uzun yıllardır aranmayan klimalar şimdi en gerekli ihtiyaç. Bir zamanlar lüks mal iken şimdi gecekondular bile klima dolmaya başladı. Bu arada ramazan orucu da olunca her öğleden sonra müthiş bir susuzluk baş gösteriyor. İftar sofralarının soğuk suları özlemine tahammül edilemeyen bir sevgili gibi.
Bu sıcaklar bir on gün daha devam ederse korkarım eriyip gideceğiz. Benim korkum bu anormal havanın bazı bilinmeyen salgın hastalıkları getirmesi. Nitekim son bir-iki gündür bir göz enfeksiyonu yayılmakta. İnsan ömründe bir-iki defa karşılaşacağı bu olağanüstü günler inşallah biter de özlemle beklediğimiz serin havalara kavuşuruz. Bu çıldırtıcı sıcaklardan sonra erken bayram yaparız herhalde?

9 Ağustos 2010 Pazartesi

HAFTANIN YAZISI

KORE DAĞLARINDA ASLANIM YATAR

TÜRKİYE'DE KORE SAVAŞ ROMANI SONUNDA GERÇEK OLUYOR


Tarihi değerlerimize olduğu kadar tarihi hatıralarımıza karşı vefasızlığımız ünlüdür. Kore Savaşı ve bu savaşta Mehmetçiğin gerçekleştirdiği destan bunlardan biridir. O kadar ki o savaştan bu yana 60 yıl geçmesine rağmen Kore'de Türk askeri üzerine ne bir roman yazıldı ne de bir sinema filmi çekildi.
1975'ten beri içimde yaşayan, bitmez bir sevda gibi hiç sönmeyen Kore Savaşı'nda Mehmetçiğin romanını yazma ülküsü iki denemeden sonra olgunluğa ulaşarak '' Kore Dağlarında Aslanım Yatar '' ismiyle kitaplaşmak üzere. Türkiye'de ilk olan bu çalışma adım gibi biliyorum ki aynı ilgisizlik ve vefasızlığa mahküm olup yıllarca raflarda satılmayı ve okunmayı bekleyecek. Hele reklamdan mahrum olduğu düşünülürse bu durum kaçınılmaz görünüyor.
Ancak en azından birileri çıkıp Kore'de Mehmetçiğin romanı bile yazılmadı diyemeyecek artık.Derse bu onun bilgisizliğine verilecek. İşte tarihe düşülen bu küçük not bile benim bu eserle o çok uzaktaki topraklarda kanını sebil edenlere vefa borcumu yerine getirdiğime şahitlik edecektir.

1 Ağustos 2010 Pazar

HAFTANIN YAZISI

GÜNEYDOĞULU ALBAYRAK SEVDALILARI

Uzun yıllardır süren PKK terörü yurdun çeşitli yörelerinde Kürt vatandaşlarımıza karşı çok yanlış bir kanaat uyandırdı. Sanki bütün güneydoğulu kardeşlerimiz terör yanlısıydı ve doğal bir PKK destekçisiydi. Bizzat terör Örgütü böyle sanılması için çok uğraştı, sayısız provakassyon yaptı. Bazen bu provakasyonlar Dörtyol ve İnegöl örneklerinde olduğu gibi başarıya da ulaştı. Buna karşı provakasyonlar de eklendiğinde küçük çapta iç savaş dehşetleri yaşandı. Halbuki sanılanın aksine Güneydoğulu vatandaşlarımızın çoğu milli birlikten yana, al bayrak sevdalısı mert insanlardır. Televizyonda al bayrağı dalgalandırarak, düğüne gider gibi askere gidenlerini, dağ başlarındaki karakollarda batıdan gelmiş arkadaşlarıyla omuz omuza savaşıp şehit düşenlerini ve milli maçlarda Türk milli takımının galibiyetlerinde en az bizim kadar coştuklarını az mı gördük?
Hal böyleyken başta siyasiler olmak üzere hepimize düşen görev bu gerçeği her zaman vurgulamak ve doğulu- batılı dayanışmasını kuvvetlendirmek için her şeyi yapmaktır.
Ayırmak, bölmek çok kolaydır. Bir çift söze bakar. Halbuki birleştirmek yüzyıllar alır. 1000 yıldır bir arada yaşayan bu milleti bölmek, parçalamak isteyenlere fırsat vermeyelim.

HAFTANIN YAZISI

GÜNEYDOĞULU ALBAYRAK SEVDALILARI

Uzun yıllardır süren PKK terörü yurdun çeşitli yörelerinde Kürt vatandaşlarımıza karşı çok yanlış bir kanaat uyandırdı. Sanki bütün güneydoğulu kardeşlerimiz terör yanlısıydı ve doğal bir PKK destekçisiydi. Bizzat terör Örgütü böyle sanılması için çok uğraştı, sayısız provakassyon yaptı. Bazen bu provakasyonlar Dörtyol ve İnegöl örneklerinde olduğu gibi başarıya da ulaştı. Buna karşı provakasyonlar de eklendiğinde küçük çapta iç savaş dehşetleri yaşandı. Halbuki sanılanın aksine Güneydoğulu vatandaşlarımızın çoğu milli birlikten yana, al bayrak sevdalısı mert insanlardır. Televizyonda al bayrağı dalgalandırarak, düğüne gider gibi askere gidenlerini, dağ başlarındaki karakollarda batıdan gelmiş arkadaşlarıyla omuz omuza savaşıp şehit düşenlerini ve milli maçlarda Türk milli takımının galibiyetlerinde en az bizim kadar coştuklarını az mı gördük?
Hal böyleyken başta siyasiler olmak üzere hepimize düşen görev bu gerçeği her zaman vurgulamak ve doğulu- batılı dayanışmasını kuvvetlendirmek için her şeyi yapmaktır.
Ayırmak, bölmek çok kolaydır. Bir çift söze bakar. Halbuki birleştirmek yüzyıllar alır. 1000 yıldır bir arada yaşayan bu milleti bölmek, parçalamak isteyenlere fırsat vermeyelim.